Hayalet Çellocu
Her zaman ki gibi Whitechapel sokaklarında çalmaya gidiyordum. İnsanlar müziğimi beğeniyordu. Onları bundan mahrum etmek olmazdı. Bugün, önceki günlere göre daha bir yoğundu, turist karmaşasına da benziyordu. Pazarlar kurulmuş, sanat sergileri açılmış, pazarlardan köri kokusu yayılmaya başlamıştı bile.Arnavut kaldırımlarında yürürken turistlere anlatılan Karındeşen Jack'in cinayet hikayelerine takılmıştı aklım. Hiçbir zaman tutuklanamamıştı olarak anlatılıyordu . Gerçi her seri katilin yakalanabilirliği söz konusu değildi. Meydandaki kahveciye gidene kadar bunu düşünmüştüm. Belki de ortada tek bir kişi yoktu, cinayetler bir çete tarafından işlenip olmayan bir kişi üzerine atılıyordu. Belki de gerçekten Zodiac kadar zeki bir adamdı ve kendini asla yakalatmadı ya da mahallede yaşayan herkesin tanıdığı sıradan bir berberdi. Mahallemin geçmişten gelen bu olayı dünyaya yayılmıştı. Bunları düşüne düşüne kahveciye doğru yol alırken ana caddeden geçmem gerekiyordu. Karşıya geçerken ise tek gördüğüm kırmızı klasik bir arabanın bana doğru gelmesiydi. Gözlerimi hastanede açmıştım, bana çarpan adamı görebiliyordum ama onun çok endişeli bir hali vardı. Odadan çıkmıştı. Neden bu kadar endişelenmişti ki uyanmıştım sonunda. Çelloma baktığımda ise sadece bir kaç telinin kopmuş olduğunu gördüm hala çalınabilir durumdaydı. Bütün kontrollerimin yapıldığını tahmin ediyordum çünkü hiçbir yerimde ağrı ya da yaralanma izi yoktu. Buna sevinmiştim işte. Meydana gidip müziğimi çalmam gerekiyordu çünkü. Çellomu alıp olabildiğince meydana yetişmeye çalışmıştım. Benim burada çaldığımı bilen kişiler toplanmıştı bile . Yetiştiğim için sevinmiştim. Rosa Teyze de gelmişti. Yaşı çok ilerlemişti ama enerjisi harikaydı,küçük bir de pastanesi vardı. Bana hep taze taze portakallı kurabiye verirdi para da almazdı.Çalmak için hazırlanıyordum. Çalmaya başlamıştım ama herkes hala etrafına bakıyordu. Bana bakan bir kişi bile yoktu. Belki de görmemişlerdir diyerek daha yüksek sesli notalar çalmaya başladım. Beni görmüyorlardı. Beni neden görmüyorlardı! Çellomu yere bırakıp insanların arasına daldım. Onları kollarından tutup silkelemeye başlamıştım. Burdayım! Bana baksanıza burdayım işte geldim! Hiçbiri duymuyordu. Aklımı mı yitirmeye başlıyordum? Bunların hepsi hayal miydi ? Yoksa öl...ölmüş müydüm! Olabilir miydi? Hastanedeki adam o yüzden mi endişeliydi? Beni öldürdüğü için mi! Meydanın tam ortasındaydım artık yere çömelip kafamı ellerimin arasına aldım. Bekliyordum. Neyi beklediğimi bilmeden öylece bekliyordum. Beş dakika sonra polisin sirenini duymuştum. İnsanların meraklı bakışlarına karşın ben de kafamı kaldırıp bakmıştım.Polis araçtan indi ve duyuru yaparcasına bağırdı " Burada her gün çello çalan kız bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmiştir.Çarpan kişi gözaltına alınmıştır." Donup kalmıştım...Ne! Her şey sona erdi, ölmüştüm. Şok geçirsem de ruhumun nereye gideceğini az çok tahmin ediyordum. Belki benim için bir cennet vardı belki de ruhumun içinde kalan bir parça karanlığa çekilecekim... Kimse duymasa da çellomu son kez elime alıp çalmaya başladım.
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil